Forum Alemi

SEO

vBulletin Search Engine Optimization

Geri Git   Forum Alemi

Forum Ankara

  #1  
Alt 26.Haziran.2019, 09:29
Max Max isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.Kasım.2015
Mesajlar:
Standart Diyarbakır Resimleri , Diyarbakır Fotoğrafları



Kültür ve tarih şehri: Diyarbakır
Güneydoğu’nun dünyaya açılan penceresi. Dicle Nehri’nin suladığı bereketli topraklar. Kesin olarak, ne zaman, kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen ve üzerinde 12 medeniyete ait kitabeler bulunan Diyarbakır Surları.
Eski zamanlarda Amida olarak bilinen Diyarbakır, Dicle Nehri kıyısında bazalt bir yayla üzerine kurulmuş. Kenti kuşatan da yine bu bazalt taşlarından yapılan Surlar. 16 kaleli 5 kapılı surlar Çin seddinin ardından ikinci sırada geliyor ve eski ile yeni Diyarbakır’ı ayırıyor.
Kentteki tarihi eserlerde her dönemin izini bulmak mümkün. Selçuklu Sultanı Melik Şah tarafından yaptırılan Ulu Cami, hem bizans hem de daha eski mimari malzemelerin kullanılmış olması açışından ilginçtir.
Safa Cami tuğladan yapılmış minaresi ile Pers etkisini sergilerken, Nebii Cami tipik Osmanlı tarzını temsil eder. Bugün hala kullanılan Meryem Ana kilisesi çeşitli zamanlarda onarım görse de 4’üncü yüzyıldan günümüze gelmeyi başarmıştır. Mardin Kapısı’nda şimdi otele dönüştürülmüş olan Deliller Hanı, binbeşyüzlü yılların ticaret yapan kervanlarının Diyarbakır’da konakladıkları zamanın havasını yansıtır.



Ve kentin köprüleri, en meşhuru, şarkılara ve filmlere mevzu, bahis olan Malabadi’nin 1147 yılında Artukoğullarından Timur Taş Bin İlgazi tarafından yapıldığı bilinmektedir.
Taş köprüler arasında dünyada kemeri en geniş olandır. Malabadi gibi şarkılara mevzu, bahis olan bir diğeri ise On Gözlü Köprü’dür. 1065 tarihinde Mervaniler tarafından kurulduğu ve mimarının Ubeydoğlu Yusuf olduğu üzerinde yazılan kitabeden anlaşılmaktadır. Bir diğer tarihi köprü ise 1179 yılında kurulan Haburman Köprüsü’dür. Hassuni Mağaraları ve Zülkifil Dağı’da Diyarbakır’ın görülmeye değer yerleri arasında yer alır.
Diyarbakır, Güneydoğu’nun tarihi ve turistik merkezlerinin de geçiş noktasında bulunuyor. Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesi karayolu ile kente yalnızca bir buçuk saat uzaklıkta.




Açık hava müzesi olarak bilinen ve bir çok kültürü barındıran Mardin’de yine siyah yoluyla bir saatlik mesafede. Harran’ı, Balıklıgöl’üyle ünlü, tarihi şehir Şanlıurfa’ya da ulaşmak için yalnızca ikibuçuk saat yeterli. Kente en ırak sayılabilecek il Van...
Tarihi Akdamar adasını ziyaret etmek, Van gölü kıyısında dinlenmek için ise yaklaşık 5 buçuk saatlik bir yolculuk yapmak gerekiyor.
Yüz yıllardır çevresine bereket ve bereket veren ünlü mübarek Dicle Nehri’de Diyarbakır’dan geçer. 5 bin yıllık geçmişe sahip şehir tarihin her döneminde büyük medeniyetlerin, kültürel ve ekonomik hareketlerin merkezi olarak kabul edilmiştir.
Ve 26 medeniyete beşiklik etmiştir. M.Ö 3000 yıllarında Hurrilerden başlayarak, Osmanlılara kadar uzanan yoğun bir tarihi olan Diyarbakır’da yaşayanlar devirlerine ait eserlerle şehri ölümsüzleştirmişlerdir. Surların bir kalkan balığı şeklinde kuşattığı kentin Amid olan adı, 1869 tarihinde Diyarbekir, 1937 tarihinde de Diyarbakır olarak değiştirildi.

Tarih boyunca oluşan kültür mirasından yararlanan ünlü bilge ve düşünürleri yetiştirmiş olmakla övünen Diyarbakır, folklorik özellikleriyle de zenginlik kaynağıdır. Kentin her köşesinde gelmiş geçmiş uygarlıkların köklü kültürleri saklıdır. Dokunan kilim ve heybelerdeki renk renk motifler, tarihin derinliklerinden gelme çeşitli sembollerin canlı ve sıcak örnekleridir.
Davul ve zurna eşliğinde oynanan Diyarbakır oyunları yörenin aşk ızdırap ve kimi de aşiretlerin sosyal durumunu mevzu, bahis alır. Günümüzde büyük alaka gören ipek puşiler Diyarbakır’da el tezgahlarında dokunur.

Diyarbakır’ın arkeolojik alanları da dikkate değer. Kentin 65 kilometre kuzeybatısında Ergani İlçesi yakınlarında yer saha Çayönü eski bir yerleşim merkezidir. Yörenin tarihi M.Ö 7000 yıllarına Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanır. Gene aynı ilçe yakınlarında Hillar Mağaraları’nda antik çağdan kalma kabartmalar bulunmuştur. Diyarbakır’ın Çermik ilçesi ise kaplıcaları ile ünlüdür. Çermik’te bulunan Belkıs Hamamı özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınların akın ettiği bir yer haline gelmiştir.
Diyarbakır’ı dolaşmak isteyenlerin konaklamaları içinde pek çok tercihleri var. Kentte şu anda 14 turizm belgeli, çok sayıda da belediye denetiminde otel bulunuyor. Çoğu kentin merkezinde bulunan oteller yerli ve yabancı misafirlerin isteklerine yanıt verebilecek şekilde düzenlenmiş. Son zamanlarda moda olan Güneydoğu turları da kenti görmek isteyenlerin tercih edebileceği bir seçenek.
Diyarbakır’a ulaşımda çok kolay. şehir karayollarının bir kavşak noktası. Hava, siyah ve demiryolu ile ulaşım sağlanabiliyor.Hergün Ankara ve İstanbul’dan düzenli uçak seferleri yapılan kent, derhal derhal Türkiye’nin her yerinden otobüs seferleri imkanına sahip.
Diyarbakır SurLarı

Diyarbakır surları burçların büyüklüğü ve yüksekliği itibariyle birinci, uzunluğu bakımından Çin Seddinden sonra dünyada ikinci olarak bilinmektedir. Surlarda dört ana kapı ( Dağkapı, Urfakapı, Mardinkapı ve Yenikapı) ve surların üzerinde 82 burç vardır. Duvarların yüksekliği 12 m. , genişliği 12 m. , uzunluğu ise 5 km. dir. Bugün dahi özelliğini kaybetmeyen önemli burçlar şunlardır: Keçi burcu, Yedi kardeş burcu, Evli gövde (Ben-u sen) burcudur.
Her tarafı çesitli tur ve medeniyetleri yansıtan kitabeler, asma ve kabartma motiflerle doludur
Çesitli yazıtlar,meyve ve tahıl motifleri, silah şekilleri, güneş ve yıldız sembolleri, gamalı haç, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları bulunmaktadır.
İlk yapılış tarihi bilinmemekte, ancak M.S. 349 yılında Roma imparatoru Konstantinos tarafından genişletilerek bazı kısımları onarılmıştır. Bugünkü şeklini Büyük imparator Justinianus tarafından yaptırılan onarımla almıştır.

Yontma bazalt taştan yapılmıs olan Diyarbakır kalesi iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İlk surların M.Ö 3000 yıllarında şehrin hakimi olan Huriler tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Karpuz Festivali

Akkoyunlu Devleti'nin çöküşü üzerine Diyarbakır ve çevresi 1507'den itibaren Şah İsmail'in idaresine geçmişti. Kamu bu idareden memnun değildi.
Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasında yapılan Çaldıran Savaşı'na Diyarbakır Valisi Ustaclu Muhammed Han da katılmıştı. Bu savaşta Şah kuvvetleri büyük bir hezimete uğramış, Ustaclu Muhammed Han da ölmüştü. Bunu fırsat bilen Diyarbakır halkı ayaklandı. Şah'a bağlı olanlar dışarı atıldı. Diyarbakır ve çevresinin Osmanlı Birliğine katılması ve bununda gerçekleştirilmesi için de büyük bilim ve devlet adamı Bitlisli İdris'in aracılığına başvurulması kararlaştırıldı.

[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
Bu ayaklanmayı havadis, bilgi, salık saha Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim'in orduları ile Çaldıran bölgesinden ayrılmasından sonra Diyarbakır şehrinin yeniden fethi için maktul Muhammed Han'ın kardeşi Karahan komutasında büyük bir ordu gönderdi. İran ordusu Diyarbakır'ı kuşattı. Kuşatma ve savaş bir yıldan çok sürdü. Şehir halkı büyük bir cesaret ve kahramanlıkla kendini savunuyordu. Nihayet Bıyıklı Mehmet Paşa idaresindeki Osmanlı ordusu şehir halkının yardımına gönderildi. Bunu havadis, bilgi, salık saha Karahan kuşatmayı bırakarak Sincar dağlarına çekilmek zorunda kaldı.
10 Eylül 1515'te Pazartesi günü Osmanlı ordusu şehre girdi. Kale burçları Osmanlı bayrakları ile süslenmiş , kale kapıları açılarak kamu büyük bir sevinç ve törenle orduyu karşılamıştı. Böylece Diyarbakır ve çevresi Osmanlı Birliğine kendi istek ve isteğiyle katılmış oldu. Bu katılış her yılın Eylül ayında düzenlenen ve günlerce süren büyük şenlik ve törenlerle kutlanıyordu.
Bu tebrik şenlikleri XIX. yüzyıl sonlarına değin süre gelmiştir. Bu kutlamalar şehre eskiden yarım saat mesafede bulunan şimdi ise şehir merkezi sayılan Ali Pınarı'nda olurdu. Her yıl bir panayır kurulur, 15 gün kadar şehrin bütün dükkanları kapanır panayır yeri bir mahşer halini alırdı. Bu panayırda çeşitli şenlikler düzenlenirdi. Panayır düzen olunan yerlerde etraftan gelen 15-20 kadar saz şairlerinin baş tarafına Hacı Civa geçer. Büyük lüleli çubuğunu doldurup içerdi. Ekseriya irticalen inşad eylediği şiirlerini okur, bu arada Aşık Ömerleri ve Gevherileri de hatırdan çıkarmazdı.

[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
I. Dünya Savaşı'nın bütün yurdu saran perişanlığı arasında bu güzel gelenekte unutuldu. Diyarbakır'ı yine tanıtmak için, şehrin ticaret ve ekonomik hayatına bir canlılık kazandırmak ve özellikle iç turizm yönünden büyük faydalar muhakkak olan bu tarihi geleneği yeniden yaşatmak amacıyla her yılın 23 Eylül'ünde başlayıp bir hafta sürecek olan Karpuz Festivali düzenlemeye karar verilmiştir. Karpuz Festivali ilk olarak 1966 yılı 23 Eylül'ünde yapılmıştır.
Ulu Cami
Anadolu 'nun en eski camisidir. 639 yılında Diyarbakır'a egemen olan müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabedin (Martoma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur. Daha sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah'ın buyruğu ile büyük bir onarım gördüğünü, değişik dönemlerde birçok kez onarım ve eklentilerle bugünkü şeklini aldığını kitabelerinden öğrenmekteyiz. Erken islam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami'nin (benzerliklerden dolayı) Anadolu'ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Camii, İslam aleminin 5. ı Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir.

[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
Ortadaki büyük avlunun doğu ve batısında yer saha maksureleri, güneyinde Hanifiler Cami'i, kuzeyindeki Şafiiler Camii ve Mesudiye Medresesi ve Caminin batı girişinin derhal yakınındaki Zinciriye Medresesi ile dinsel ve kültürel yapıları biraraya getiren bir yapılar grubu niteliğindedir.
Ulu Cami'nin avlu cephelerinde farklı dönemlere ait Mimari bezekler, kabartma ve yazıtlar büyük bir ahenk içerisinde yerleştirilmişlerdir. Ki bu da bize sanatın birbiri üzerine eklenerek geliştiği bu yapıda inançların ve hoşgörününde ahenk içerisinde geliştiğini ve gelişebileceğini kanıtlar gibidir.

Dicle Köprüsü (silvan Köprüsü)


On Gözlü Köprü olarak da bilinir. Diyarbakır'ın eski Silvan yolu üzerinde, Kırklar Dağının eteğindedir. Kentin kuruluşu ve gelişmesiyle ilgili olabilecek bir geçmişi bulunan köprü bugünde aynı hizmeti yapmaktadır.


[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
Köprü, yazıtından anlaşılacağı üzere Mervanoğlu devrinde Diyarbakır hükümdarı NiZamüddevle Nasr tarafından H.457 (M. 1065) tarihinde yaptırılmıştır.
Dicle Nehri Diyarbakır'lılar için mübarek sayılır ve "Allah 'a giden yol" olduğuna inanılır. Bu inançtaki Diyarbakır'lı kadın ve genç kızlar her yıl Kurban Bayramı akşamı Dicle Köprüsü üzerinde toplanır daha önceden hazırladıkları yazılı dilekçelerini dualar okuyarak nehire atarlar. Böylece dileklerinin kabul olacağına inanırlar.

Türk Kamu Oyunlari Içinde
Diyarbakir Kamu Oyunlarinin Yeri Ve önemi


[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]


Diyarbakır yöresi halay türüne giren oyunları kendi bünyesinde barındırır. Yörede oyunlar genelde coşkuyu, sevgiyi, ahengi, hüznü, yiğitliği, mertliği ve günlük doğa olaylarını içerir. Oyunların çok eski kökeni olmasına rağmen bugünlere kadar gelmişlerdir. Bütün oyunlar yörenin yaşayış biçimi, sosyal ve kültürel ilişkilerinden etkilenmiştir. Yöre oyunlarda işler adım derhal derhal bütün oyunlarda sağa doğrudur. Aynı oyunlar farklı ilçe veya farklı köylerde aynı biçimde veya küçük nüanslarla oynanmaktadır. Bununda en büyük nedeni ise aşiretlerin bölünüp değişik yerlere yerleşmesidir.


Diyarbakır’da kamu oyunları ; kına geceleri, düğün, bayram ve özel zamanlarda oynanır. Kimi sohbet ve eğlenme amaçlı gidilen yerlerde kamu oyunları da oynanır. Kimi de yöreye özgü eyvanlı evlerde eğlence amaçlı bir araya gelinir ve bu muhabbetlerin açılışı kamu oyunlarıyla yapılır ve ardından müzik ile devam eder, hatta bu güzel sohbetler için özel davul zurna bile temin edilir.


Yörede oyunlar genelde ağırdan başlayıp hızlanarak devam eder. Oyun formları genellikle ;
· Düz çizgi,
· Karşılıklı iki düz çizgi,
· Yarım daire,
· Daire formundadır.

Bazı kırsal kesimlerde ise çeşitli biçimde diziler oluşturulur ve sözlü sözsüz ezgiler eşliğinde oynanır. Oyunlar serçe parmaklar, kollar ve avuç içlerinin birleşmesiyle oynanmaktadır. Bazı oyunlarda kollar serbest bir halde seyir gösterir.


Örneğin Çepik oyunu gibi. Yörede bazı oyunlar belli araçlar eşliğinde oynanır. Bu araçlar genelde ;

· Teşi,
· Bakraç,
· Tüfek,
· Sopa,
· Tırpan,
· Kepenek ‘tir.
Seyirlik oyunları geçmişte gerçekleşen olaylar, doğadan etkileşim, dini inançlar ve hikayelerden derlenip belli bir formda ve müsait müzikle sahneleme olayıdır. Bu oyunlar yörede halen eski canlılığını koruyarak oynanmaktadır.




DİYARBAKIR’DAKİ HALK OYUNLARI İSİMLERİ


· KEŞE - O
· DELİLE (DELİLO)
· GOVEND (HALAY)
· HARRANİ (ESMERİM)
· ŞUŞANE (TEK AYAK)
· DU - NIG (ÇİFT AYAK)
· ÇAÇAN
· ÇEPİK
· MERYEMO
· PAPURE
· DÜZO
· KADIN DELİLOSU
· KADIN HALAYI
· TEŞİ
· BERİ
· TEŞİ (ERKEK)
· GUR - U PEZ (KURT KUZU)
· HASAT
· KELEK
· ŞUR - U MERTAL (KILIÇ KALKAN)
· ÇÖMÇE GELİN
Dicle Nehri
Dicle Nehri Türkiye’de doğup birçok kolları olan ve Irak topraklarına geçip orada Fırat’la birleşerek Şattülarap’ta Basra körfezine dökülen nehir. ırmak ana kaynaklarını Doğu Anadolu dağlarından ve dipten sızma yoluyla Elazığ yakınlarındaki Hazar (Gölcül) gölünden alır. Türkiye’nin önemli akarsularındandır. Doğu Anadolu dağlarından çıkar, Basra Körfezi’ne dökülür. Toplam uzunluğu 1900 km’dir. Türkiye topraklarında kalan bölümün uzunluğu ise 523 km’dir. En önemli kolları Batman ile Garzan, Botan, Habur, Büyük Zap ve Küçük Zap’tır. Debisi ortalama 360 m3/sn dir. Eylül ayı ortalarında 55 m3/sn ile en küçük, şubat sonunda 2263 m3 /sn akımı ile büyük değişiklik gösterir. Akarsuda genellikle yaz sonu kuraklığı ve güz başı yağış noksanlığı nedeniyle su azalır. Buna rağmen kış sonu yağışı ile ilkbahar başındaki karların erimesinden oluşan su ile kabarır.[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
Uzunluğu 1990 km (Bunun Türkiye topraklarında kalan kısmı 523 km ) olan Dicle, Güneydoğu Toroslarda Maden Dağları kesiminde, Hazarbaba Dağı'nın güney tarafında, Yıldızhan yanındaki bir kaynaktan çıkar. Eskiden Hazar Gölü'nden beslenirdi. Şimdi gölle bağlantısı kesilmiştir. Kaynaktan çıktıktan sonra Maden kasabası önünden geçerek, Maden Çayı adını alır ve güneydoğuya doğru dar ve derin vadilerden geçip Diyarbakır şehrinin bulunduğu lav sahanlığının doğu kesimine enlem akar. Burada ırmak vadisinin tabanı 600 m’ye iner. Diyarbakır’ın güneyinde 8 km mesafede doğuya yönelir. Bundan sonra kuzeyden Toros Dağları yamaçlarından inen başlıcaları Anbarçayı, Kuruçay, Pamukçayı ve Hazroçayı, Batman ve Garzan sularını alır. Güneyden ve Mardin eşiğinden inen sel yatakları Göksu ve Savur Çayı Dicle’ye katılır. Raman Dağının güney eteklerinde dar boğazlardan geçerek Botan Suyu ile birleşerek onun doğrultusunda güneye döner.

[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]


Dicle Nehri, Musul (Irak)Dicle Nehri, güneye doğru akarken Cizre ilçesinin içinden Habur Suyu kavşağına kadar 40 km uzunlukta Türkiye-Suriye arasında sınırı meydana getirir. Habur Suyu ile birleştikten sonra Irak topraklarına girer. Dicle, Irak toprağında çöküntü çukurdan akarak, dar boğazları aşar Musul’da Büyük ve Küçük Zap sularıyla birleşir. Mezopotamya ovasına iner, bundan sonra Bağdat yakınlarında Fırat’a 35 km yaklaşır. Burada yine İran’dan gelen Piyale Nehri ile birleşir. Bu birleşmeden sonra yine Fırat’a yaklaşır ve Kurna yakınında Basra’nın 64 km yukarısında Fırat’la birleşerek Şattülarap ismini alır. Basra Körfezi'ne dökülür.

Dicle Nehrinin suları yaz mevsimi sonlarına doğru azalır. Nisan ayında, nehrin yukarı çığırındaki dağlarda karların erimesinden suları çoğalır, en yüksek seviyesine ulaşır. Dicle, marttan mayısa kadar üç ay içinde, bütün yıl akıttığı suyun derhal yarısını akıtır. Rejimi düzenli değildir. Bu bakımdan bazı yıllar haddinden çok taşarak birçok zararlara sebeb olur. Bu sebeple zararlarını önlemek maksadıyla Dicle’nin Mezopotamya’da kalan kıyılarına daha M.Ö. 3000 yıllarında setler yapılmıştır. Bu setler suların taşmasını önlediği gibi ekilen arazilerin yazın sulanmasını da sağlamıştır. Fakat setlere rağmen büyük taşmalar önlenememiştir. Yirminci asırda çalışmaları ancak 1939’da başlamış ve Kut Barajı yapılmıştır. 1958’de Samarra ve 1961’de de Dokham Barajı yapılarak suların taşması önlenmiştir. Bugün sadece Samarra ve Amarra arasında bir milyon hektarlık arazi ekilebilir hale sokulmuştur.
Dicle, eski Mezopotamya sınırını meydana getiren ırmaklardan biridir. Uzunluğu Fırat’tan daha kısa olmakla beraber suyu daha çoktur. Dicle, günümüzde de sulama kanallarıyle sulama sağladığı gibi, orta büyüklükteki taşıtlar nehrin ağzından Bağdat’a kadar, daha küçük boy taşıtlarsa Musul’a kadar giderek ulaşıma katkıda bulunmaktadırlar. Bu nehirlerden ulaşım bakımından çok faydalanıldığı tarihî kalıntılardan anlaşılmaktadır. Dicle kıyısında eskiden kurulmuş Ninova, Nemrut, Asur şehirlerinin eski kalıntıları bunun en sağlam belgesidir.
Dicle nehri üzerinde Kralkızı, Batman ve Dicle gibi önemli Hidroelektrik Santralları kurulmuştur. Ilısu Barajı'nın temeli 05.08.2006 tarihinde Başbakan Erdoğan tarafından atılmış olup, Türkiye'nin baraj gölü açısından 2., enerji üretimi bakımından 4. büyük barajı olan Ilısu'nun tamamlanmasıyla Dicle nehri üzerinde Cizre Barajı'nın yapımına başlanacaktır.

Dicle Üniversitesi



[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]

18 Aralik 1966 tarihinde Ankara Tıp Fakültesi bünyesinde ögretime açılan Diyarbakır Tıp Fakültesi ile 21.11.1973 tarihinde Diyarbakir'da kurulan Fen Bilimleri Fakültesi, bu günkü Dicle Üniversitesinin oluşmasında esas teşkil etmistir.

[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]



Önceleri Diyarbakır Üniversitesi olarak etkinlik gösteren Üniversitemiz bünyesinde 1976 yılında Dış Hekimliği Fakültesi, 1981 yılında da Şanlıurfa Ziraat Fakültesi kurularak hizmete girmistir. 2547 sayili Yüksekögretim Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra 20.7.1982 tarihinde çikartilan 41 sayili Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesi uyarinca Diyarbakır Üniversitesinin adı Dicle Üniversitesi olarak değistirilmiştir. Aynı Kanun Hükmünde Kararnameyle Hukuk Fakültesi ile Mühendislik-Mimarlik Fakültesi kurulmuş ve Milli Egitim Bakanlığından devralınan Yüksekokullar Dicle Üniversitesine bağlanmıştır. Dicle Üniversitesi bünyesinde daha sonra 1988-1989 ögretim yılında Mardin Iş Yüksekokulu, 1990-1991 ögretim yilinda Saglik Hizmetleri Iş Yüksekokulu, 1992-1993 ögretim yılında da Atatürk Saglik Hizmetleri Iş Yüksekokulu hizmete girmistir. Hizmete giren bu birimlere ek olarak Şırnak, Bismil, Batman ve Çermik'te birer Iş Yüksekokulunun daha kurulmasi müsait görülmüstür.11.7.1992 tarih ve 21281 sayili Resmi Gazetede yayinlanan 3837 sayili kanunla yapılan değişiklikle Şanlıurfa Ziraat Fakültesi ve Şanlıurfa Iş Yüksekokulu Harran Üniversitesine bağlanmis ve Üniversitemiz bünyesinde Veteriner Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve Ziraat Fakültesi adı altında üç yeni Fakültenin kurulmasi kararlaştırılmıştır. Sözkonusu Fakültelerle beraber Bismil Iş Yüksekokulu, Çermik Iş Yüksekokulu ve Batman Sağlik Hizmetleri Iş Yüksekokulu 1993-1994 ögretim yilinda, Şırnak Iş Yüksekokulu ise 1995-1996 ögretim yilinda hizmete girmistir. Mevcut Fakülte ve Yüksekokullarimiza ek olarak Ergani Ve Çüngüs'te birer iş yüksekokulu, Diyarbakir Siirt ve Mardin'de birer Saglik Yüksekokulunun ögretime açilmasi için baslatilan çalismalar sonuçlanmis olup,1997-98 ögretim yilinda hizmete girmislerdir. Ayrica Üniversitemize bağlı olarak Batman'da Teknik Egitim Fakültesi, Diyarbakir'da Gövde Egitimi ve Spor Yüksekokulu ile Sivil Havacilik Yüksekokulu kurulmus olup, Gövde Egitimi ve Spor Yüksekokulu 1998-1999 ögretim yılında hizmete girmiştir. Üniversitemiz bünyesinde bugün 11 Fakülte, 11 Iş Yüksekokulu, 5 Yüksekokul, 3 Enstitü , 9 Uygulama ve Araştırma Merkezi, Devlet Konservatuvarı ile 1 Eğitim ve Araştırma Hastanesi yer almaktadir.


[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]


FAKÜLTELER:
- Tıp Fakültesi
- Fen Fakültesi
- Diş Hekimliği Fakültesi
- Hukuk Fakültesi
- Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi
- Mühendislik Mimarlik Fakültesi
- Siirt Eğitim Fakültesi
- Veteriner Fakültesi
- Ziraat Fakültesi
- İlahiyat Fakültesi
- Batman Teknik Eğitim Fakültesi
YÜKSEKOKUL:
- Atatürk Sağlık Yüksekokulu
- Mardin Sağlık Yüksekokulu
- Siirt Sağlık Yüksekokulu
- Gövde Egitimi ve Spor Yüksekokulu
- Sivil Havacilik Yüksek okulu
MESLEK YÜKSEKOKULU:
- Diyarbakir Iş Yüksekokulu
- Batman Iş Yüksekokulu
- Mardin Iş Yüksekokulu
- Bismil Iş Yüksekokulu
- Çermik Iş Yüksekokulu
- Cüngüş Iş Yüksekokulu
- Ergani Iş Yüksekokulu
- Siirt Iş Yüksekokulu
- Sirnak Iş Yüksekokulu
- Atatürk Saglik Hizmetleri Iş Yüksekokulu
- Batman Saglik Hizmetleri Iş Yüksekokulu
DEVLET KONSERVATUARI
ENSTİTÜLER:
- Saglik Bilimleri Enstitüsü
- Fen Bilimleri Enstitüsü
- Sosyal Bilimler Enstitüsü
ARAŞTIRMA UYGULAMA MERKEZLERİ:
- Atatürk İlke ve Inklap Tarihi Uyg. Arş. Merkezi
- Çevre Sorunları Uyg. Arş. Merkezi
- G.A.P. Uyg. Ars. Merkezi
- Günes Enerjisi Uyg. Ars. Merkezi
- Karaciger Hastaliklari Uyg. Ars. Merkezi
- Psikolojik ve Sosyal Danisma Uyg. Ars. Merkezi
- Saglik Bilimleri Uyg. Ars. Merkezi[DUSAM]
- Yabanci Diller Ögretimi Uyg. Ars. Merkezi
- Doğal Afetleri Ars. ve İnceleme Merkezi
[Linkleri Görebilmek için ÜYE Olmalısınız!Hemen ÜYE OL!]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
diyarbakır, fotoğrafları, resimleri
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Açık

Forum Jump


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:14.


Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.37 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2024 DragonByte Technologies Ltd.
www.ferizli.net duzcem.com.tr kaynarca.net Okey Oyna Hemen İndir indirin.net itiraf sitesi trsikayet.com
ankara escort ankara escort ankara escort bayan escort ankara çankaya escort kızılay escort ankara eskort ankara escort kızılay escort çankaya escort ankara otele gelen escort eryaman escort adana escort eryaman escort
-----