Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7 ... 207
|
|
31
|
Spor / Türkiye / Sergen'e göre Türkiye çok ballı
|
: Haziran 22, 2008, 10:17:16 ÖÖ
|
|
3 maçta geriye düşmesine rağmen zafere imza atan Milli Takım'ın başarısı Sergen'i tatmin etmedi. Sergen'e göre çok ballıyız. Türk Milli Takımı'nın dün gece yazdığı destanı analiz eden Sergen Yalçın, "Biz bu balla finale de gideriz" bışlıklı yazısında futbol tanrılarının bizi zorla finale doğru ittiğini iddia etti..
"Futbolun ilahları karar vermiş bir kere, bizi arkadan itiyorlar.. Yine en olmayacak anda maçı çevirdik, Hırvatlar’ı moralman bitirdik ve kazandık.. Artık kupaya dek yolumuz var. " diyen Sergen sözlerini şöyle sürdürdü:
Bir Türk olarak inanamıyorum.. Tarihimizde ilk defa Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale yükseldik.. Hem de turnuvanın en iyi takımlarından; elemelerde İngiltere’yi 2 defa yenen, grubunda Almanya’yı deviren Hırvatistan’ı eleyerek.. Üstelik neredeyse penaltı atacak 5 oyuncumuzun bile güçbela biraraya geldiği bir noktada.. Üstelik 119. dakikada geriye düşmemize rağmen.. Üstelik 120+2’de bulduğumuz mucize golle maçı penaltılara taşıyarak.. Bütün Türkiye’yi tebrik ediyorum.. Ve futbolun ilahlarını seviyorum.. O ilahların canı isterse işte size böyle sürprizler yapar.. Bazen tek kale oynarsın gol atamazsın.. Bazen en umudunu kestiğin anda kazanırsın..
Maçın kırılma noktaları olarak penaltıları gösteren Sergen şöyle devam etti:
Maçı değerlendirmeye sondan, yani penaltılardan başlamak istiyorum.. Penaltılar öncesinde futbolcuların yüz ifadelerinden bile kazanacağımız belliydi.. Çünkü Hırvat hoca Biliç, hakeme son saniyede oyuncu değiştirmesine izin vermediği için kızıyordu.. Hırvat futbolcular neredeyse “Yahu bu Türkler okunmuş, üflenmiş, biz bunları hayatta yenemeyiz” der gibi çaresiz çaresiz birbirlerine bakıyordu.. Biz ise sevinç çığlıkları atıyorduk ve mağrurduk..
Bu olumsuz psikolojiyle beyaz noktaya giden Hırvatlar, moral bozukluğundan 3 penaltı kaçırdı.. Biz ise o moralle hiç kaçırmadık ve tarihi yeniden yazdık.. Ben penaltıcı değildim, gerekirse atıyordum.. Ama dünkü ortamda penaltı atmak yürek ister.. Maç içindeki gibi değil bu, telafisi hiç yok, kaçırdın mı dünya başına yıkılır.. Düşünün benim gibi rahat bir adam söylüyor bunu.. Ben atmakta zorlanırdım açıkçası..
Türkiye'nin iyi bir futbol sergilemediğini belirten Sergen: "90 dakikaya bakarsak.. Hiç demagoji yapamayacağım açıkçası.. Biz futbol filan oynamadık..
Bir kere kadro açısından büyük zaaflarımız vardı.. Göbekteki Emre-Gökhan Zan ikilisini, teknik direktör olsam Eskişehirspor’da bile yan yana oynatmam.. Sağdaki Sabri de ‘felaket’ti.. İlk yarıda kanadını o kadar boş bıraktı ki, 2 net gol pozisyonunu melekler sayesinde önledik..
Sergen yazısını şöyle tamamladı: Ben yazısını skora göre değiştiren zihniyete karşıyım.. Bu nedenle şunu itiraf ediyorum:
“Biz bu balla şampiyon oluruz.”
|
|
|
|
|
32
|
Spor / Türkiye / Milli Takım'da 3 büyük kayıp daha
|
: Haziran 22, 2008, 10:16:54 ÖÖ
|
|
Almanya maçı öncesinde milli takımımız sıkıntılı. Sakat futbolculara cezalı futbolcular da eklendi. Son durum şöyle... Euro 2008 çeyrek final maçında Hırvatistan'ı normal süresi 0-0, 120 dakikası ise 1-1 biten maçın ardından penaltılarda 3-1 üstünlük sağlayarak toplamda 4-2 mağlup eden Türkiye, yarı finalde Almanya ile karşılaşacak. 25 Haziran'da Basel'de oynanacak yarı final maçını da kazanırsak yeniden Viyana'ya döneceğiz ve finaldeki rakibimizi bekleyeceğiz.
Almanya maçı öncesinde milli takımımız sıkıntılı. Aurelio'nun cezası tamamlanırken, kaleci Volkan kırmızı karttan dolayı bir maç daha forma giyemeyecek. Emre Aşık, Arda Turan ve Tuncay Şanlı sarı kart cezalısı durumuna düştüler. Sakat oyuncular Tümer, Emre Belözoğlu ve Emre Güngör'ün de durumları kritik. Sakat futbolcular arasında 5 gün sonraki Almanya maçına sadece Servet'in yetişmesi bekleniyor. Oyunun son anlarında sakatlığı nedeniyle çıkmak zorunda kalan ve yerini Gökdeniz'e bırakan Nihat'ın durumu ise çekilecek MR'dan sonra belli olacak.
|
|
|
|
|
33
|
Spor / Trabzonspor / Trabzon'dan Song bombası
|
: Haziran 21, 2008, 11:22:17 ÖÖ
|
|
Cimbom'la ile yolları ayıran Kamerunlu yıldız futbolcu Rigobert Song'un Trabzonspor'la anlaştığı bildirildi. Galatasaray'la yollarını ayıran Kamerunlu savunma oyuncusunun, yıllık 850 bin euro karşılığında Trabzonspor'la anlaştığı bildirildi..
Sabah gazetesinin haberine göre; Transferin en hızlı takımı Trabzonspor, Galatasaray'dan ayrılan Rigobert Song'la anlaşma sağladı. Kamerunlu savunma oyuncusuyla yapılan görüşmeler sonunda, bordo-mavili yönetim, yıllık 850 bin euroya tecrübeli yıldızı ikna etti.
Resmi sözleşmenin imzalanmasının an meselesi olduğu öğrenilirken, mukavele süresinin ise 1+1 yıllık olacağı konuşuluyor. Song'un, geçen sezonun sonlarında Spartak Moskova ile anlaştığı ve Rusya'ya gideceği yönünde haberler çıkmıştı. Trabzon'la anlaşması ise tam bir sürpriz oldu.
|
|
|
|
|
34
|
Spor / Beşiktaş / Kartal golcü için düğmeye bastı
|
: Haziran 21, 2008, 11:08:48 ÖÖ
|
|
Bobo´yla köprüleri büyük ölçüde atan Beşiktaş, yeni forveti için görüşmelerini sürdürüyor. Siyah-Beyazlı ekip Bobo'nun yerine yeni bir golcü almak için kolları sıvadı...Kartal, Hırvatistan´ın yıldızı İvica Oliç ile Betis´ten Edu için çalışmalara hız verdi.
Görüşmeler başladı Transferin hızlı takımı Beşiktaş; Seriç, Sivok ve Zapotocny’i renklerine bağlamış, Türkiye’den de Tuna ile Ekrem Dağ’ın işini bitirmişti. Rusya ve Ukrayna’dan birçok teklif alan Bobo’yu da gözden çıkaran Kara Kartallar, yeni bir forvet için kolları sıvadı.
Beşiktaş, Hamburg ile Hırvatistan Milli Takımı’nın yıldızı İvica Oliç ile Real Betis’in Brezilyalı golcüsü Edu’yu listesine aldı, görüşmelere başladı.
İşi sıkı tutuyorlar Tıpkı bu sezon yapılan diğer transferlerde olduğu gibi bu kez de işi sıkı tutan Beşiktaş, ince eleyip sık dokuyor. Betis’le her konuda anlaşmaya varan Siyah-Beyazlılar, Edu’yla da el sıkışmıştı.
Ancak 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda başarılı bir performans sergileyen Oliç de mercek altında. Teknik direktör Ertuğrul Sağlam’ın da Oliç ismine sıcak baktığı ve Hırvat futbolcunun üzerinde durduğu kaydedildi.
|
|
|
|
|
35
|
Spor / Galatasaray / Galatasaray'da dev randevu
|
: Haziran 21, 2008, 11:00:08 ÖÖ
|
|
Adnan Polat ile kurmaylarından Haldun Üstünel, Almanya´da Skibbe ile bir araya gelecek ve transfer masaya yatırılacak. Sarı-Kırmızılı ekipte Başkan Adnan Polat ile yönetim Alman hoca Skibbe ile bir araya geliyor... Transferde alancak isimlerin bu görüşme sonrası netlik kazanması bekleniyor
Gelişmeler paylaşılacak Galatasaray'da kritik bir transfer sürecine daha giriliyor... 2008 Avrupa Şampiyonası’nı izlemek için yurt dışında bulunan CimBom’un Başkanı Adnan Polat’ın ve yakın çalışma arkadaşlarından Haldun Üstünel’in, yeni teknik direktör Michael Skibbe ile bu hafta sonunda Almanya’da bir araya geleceği öğrenildi.
Üçlünün gündeminin beklendiği üzere futbolcu transferi olacağı, tüm gelişmelerin zirvede masaya yatırılıp bu kez somut isimlerin de belirleneceği kaydedildi.
Son gözde Cardozo Kısa bir süre önce transfer ile ilgili olarak camiayı bilgilendiren ve “En az 3 oyuncu almak istiyoruz” ifadelerini kullanan Sarı-Kırmızılı ekibin başkanının, Skibbe’den takımda kalmasını istediği oyuncular hakkında da görüş isteyeceği bildirildi.
Bu arada listede olduğu ileri sürülen Milanlı savunma oyuncusu Simic’in Fiorentina’nın teklifine daha sıcak baktığı, Boca Juniors’ın orta sahası Cardozo’nun (22) ise gündeme geldiği ifade edildi. Cardozo’ya Ajax ve Olympiakos da talip, bonservisi 4 milyon Euro.
|
|
|
|
|
36
|
Spor / Fenerbahçe / Guiza'dan Fener'e güzel haber
|
: Haziran 21, 2008, 10:31:28 ÖÖ
|
|
F.Bahçe'nin, geçen sezon La Liga’da gol krallığını elde eden Danial Guiza ile kesin anlaşmaya vardığı iddia edildi. İspanyol basını, Mallorca'nın forvet arayışına girdiğini, bunun da Guiza'nın Fenerbahçe ile kesin anlaşmaya vardığı anlamına geldiğini ileri sürdü.
Yerine adam aranıyor Bir süredir menaceriyle görüşen Fenerbahçeli yöneticilerin ısrarcı tutumunun olumlu sonuç verdiğini ileri süren İspanyol medyasında, “Mallorca, onun mevkisine transfer yapmak için hummalı bir çalışma içine girdi. Eğer Guiza, Türk takımıyla anlaşmamış olsaydı, kulübü böyle bir arayışa gerek duyar mıydı?” yorumları yapılıyor. Mallorca’nın ilgilendiği forvetin S.Arabistan’ın Al İttihad takımında forma giyen Gineli Alhassene Keita olduğu belirtildi.
25 Haziran iddiası... Keita'nın transferi için İspanyol kulübünün 2 milyon Euro’yu gözden çıkardığı ve Afrikalı futbolcunun transferinin büyük olasılıkla gerçekleşeceği de gelen haberler arasında... İspanyol basınının önemli gazetelerinden UltimaHora’da daha önce yayınlanan haberde Guiza’nın Fenerbahçe ile anlaştığı öne sürülmüştü. Bu arada Başkan Aziz Yıldırım’ın 25 Haziran’da hem süper yabancı transferi hem de yeni teknik direktörün ismini kamuoyuna açıklayacağı öne sürüldü. Sarı-Lacivertli camianın 25 Haziran için meraklı bir bekleyiş içinde olduğu kaydedildi.
|
|
|
|
|
37
|
Spor / Türkiye / İngiliz basını şaşkınlık içinde
|
: Haziran 21, 2008, 10:18:37 ÖÖ
|
|
Millilerimiz'in Hırvatistan karşısındaki geri dönüşü İngiliz basınını hayrete düşürdü... Gazetelerde zaferimizle ilgili şu yorumlar yapıldı... İngiltere basını Türk milli takımının 2008 Avrupa kupası çeyrek final maçında Hırvatistan karşısında aldığı galibiyeti yine göklere çıkarırken, milli takımın ''son dakikada kaderine el koyan kararlılığını'' hayretle karşıladı.
Türkiye'nin zaferi adeta ''Hırvatistan'ın elinden kaptığını'' yazan The Daily Telegrnaph, ''Türkler yenilgi bilmiyor. Uzatmaların ikinci yarısında canları alınmışken bile, Fatih Terim'in yürekli çocukları mücadeleye devam etti ve Semih Şentürk ile durumu eşitleyip, penaltılarda da üstünlük sağlayarak Almanya karşısında yarı finale yükseldi'' dedi.
''Bu otomobil kazası gibi bir futboldu, gelişmeler inanılmaz bir hızla yaşandı, özellikle de Slaven Biliç için korkutucu oldu, gömleği ter içinde kaldı, takımı galibiyeti elinden kaçırırken, yüzü dehşetle kaplandı'' cümlelerine yer verilen yorumda, ''daha bir dakika önce Klasnic'in golüyle sahada dans eden Biliç, hemen ardından düdüğü geç çaldığı gerekçesiyle hakeme saldırıyordu'' denildi.
Bundan beş dakika sonra penaltı atışlarının ardından Biliç'in bu kez kırılan hayalleriyle sahada dizlerinin üstüne çöküp kaldığı hatırlatılan Telegraph'ın yorumunda, Biliç'in bu kaderinin döndüğü anlarda yaşadıklarının üstesinden gelebilmesinin zaman alacağı kaydedildi.
Biliç için üzülürken, bütün zafer şarkılarının ise Fatih Terim ve onun coşkulu oyuncularına yazılması gerektiği de belirtilen yorumda, 35 yaşındaki kaleci Rüştü'nün dün bütün yılları geri sarıp, son derece güzel kurtarışlar yaptığı hatırlatıldı.
Tuncay'ın orta sahada hayatının maçını oynadığı, Hamit Altıntop'un da bu maçta ülkesine büyük hizmet verdiği ve taraftarlarına büyük bir onur yaşattığı bildirildi.
MİLLİ ONUR, TAKIM RUHU 5 yaralı, iki cezalı oyuncu bulunan Türk milli takımının ''takım ruhunun ise zayıflamadığını'' kaydeden Telegraph, ''Bunu onurları sağladı. Taraftarları da azına razı olmadı. Terim'in tutkulu oyuncuları büyük mücadele verdi, özellikle de orta sahada Biliç'in oyuncuları üzerinde büyük baskı kurdular'' dedi.
Terim'in Hırvatistan'ı durdurma taktikleri üzerinde de duran gazete, bunların belki çok şık görünmediğini, ancak 118 dakika boyunca işe yaradığını belirtirken, Hırvatistan'ın golünün ardından sevinçle sahaya koşan Biliç'in sevincinin çok sürmediğini ifade etti. ''Terim'in Türkleri maça devam etti ve Semih durumu eşitledi'' diyen gazete, penaltılarda yaşanan heyecanı da uzun uzun okurlarına aktardı.
SON DAKİKA ÇALIMI
The Guardian gazetesi de ''geri dönüşlerin kralı olan Türkiye, bu kez tam bir son dakika çalımı attı'' başlığıyla yayımladığı yorumda, dün gece tarihin yazılmasının iyice zaman aldığını belirtti.
Maçın 119 dakikasının, böyle bir turnuvanın şanını temsil eder biçimde gelişmediğini savunan Guardian, ''Ama sonunda beklenen patlama oldu ve dumanlar dağıldığında, ayakta kalan Türklerdi. Onlar, daha önceki 4 Avrupa Şampiyonası boyunca bu noktayı aşamayan ve bu maçın beklenen galibi olmayan taraftı'' dedi.
HİÇBİR ŞEYDEN VE KİMSEDEN KORKMALARI GEREKMİYOR
Hiçbir şeyden ve hiç kimseden korkmaları gerekmeyen Fatih Terim'in takımının şimdi yarı finalde Almanya ile karşılaşmaya hazırlandığını de yazan gazete, şimdiye kadar adının üzerinde tek bir leke bulunmayan emektar kaleci Rüştü'nün yediği golün ardından, Semih Şentürk'ün attığı golle ''futbolun son anda kurtulma uzmanı'' olan takımına beraberliği sağladığını hatırlattı.
16 takımın katıldığı turnuvada hiçbir başka takımın Türkiye ve Hırvatistan'ın sergilediği milli gurur tablosunu ortaya koyamadığını, stadyumun bir kırmızı-beyaz okyanusuna dönüştüğünü, Hırvat izleyicilerin Türkler'den çok daha kalabalık olduklarını, iki takımın 1996 buluşmasını yaşayan ve dün sahada bulunan tek kişinin kaleci Rüştü olduğunu da hatırlatan Guardian, yarı finalde Tuncay Şanlı, Emre Aşık ve Arda Turan'ın sahada oynayamayacaklarını belirti. Guardian'ın yorumunda, ''Ancak Terim ve takımın geri kalanı bundan çok da endişelenmiyor gibi görünüyor'' denildi.
Bu Turnuvanın beklenmeyen kazananlarıyla bir tarih oluşturduğu da belirtilen yorumda, ''Eğer Joachim Löw önümüzdeki birkaç günü Terim'in Türkiyesi'nin bir sonraki sürpriz paketinin ne olabileceğini düşünerek geçirecekse, yalnız olmayacak'' denildi.
YENİLGİNİN ANLAMINI BİLMİYORLAR
The Times gazetesi de maç yorumunda İngilizcedeki ''defeat'' kelimesinin Türkçe'de ''yenilgi'' şeklinde bir karşılığı bulunduğunu, ancak Türk Milli Takımı oyuncularının bu kelimenin anlamını bilmediklerini yazdı.
Türk milli takımının Avrupa kupasında uzatmalar ve sakatlıklar da dahil toplam 414 dakika maç yaptığını, bu sürenin sadece toplam 9 dakikasını ''galip durumda'' geçirdiğini hatırlatan Times, ''aslında bütün bilmeniz gereken bu gerçekten de. Biri Fatih Terim'in takımının ilerleyişini bir şekilde izaha kalksa, mantıken yenilgiye uğrar'' dedi.
Türkiye'nin oynadığı İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçlarının gidişat ve sonuçlarını da hatırlatan Times, ''dün akşamki sonuçla öbür maçları da aştılar. Dünkü maçta hiç galip duruma geçmediler, ama penaltılarla kazandılar'' hatırlatmasında bulundu.
''Bu, büyük uluslararası şampiyonalarda ortaya konulmuş en olağanüstü başarı serisi'' diyen gazete, Hırvatistan'ın da cesur bir takım olduğunu, bunu en iyi İngiltere'nin bileceğini belirtirken, ''ama bu, uzatmanın son iki dakikasında bir sinir savaşına dönüşünce ve penaltılar atılırken, karşılarındaki sırt üstü düşmeyen, öldürülemeyen canavarla yüzyüze gelince cesaretlerini yitirdiler'' dedi.
TÜRKİYE TAKIM DEĞİL FENOMEN
Hiçbir takımın maçın son anında gol yedikten sonra toparlanamayacağını da kaydeden Times gazetesi yazarı, ''Türkiye hariç, onlar bu turnuvada bir takım değil, bir fenomen, doğanın gücü. Bu adeta mitolojik bir savaş'' görüşünü vurguladı.
Biliç'in Türkiye'nin beraberlik golünün ardından hakeme itirazının da bir işe yaramadığını kaydeden yazar, ''Takımının damarlarından canı çekiliyordu. Normalde güçlü, mücadeleci biri olan Biliç, belki de olacakları anlamıştı ve adamlarının özgüvenlerinin damarlarından çekildiğini hissetmişti. Gerçekten de Hırvatistan daha penaltılar başlamamışken bile yenilmiş görünüyordu'' dedi.
Penaltılarda ortaya çıkan manzarayı da özetleyen yazar, ''Türkler hiç kaçırmadı. Onların isteği daha büyüktü, bu kadar basit. Bazen futbol taktik ve tekniğin ötesine geçer, Türkiye'nin penaltılarda yaptığı da buydu'' derken, maçın gerçekten farklı bir maç olduğunu vurguladı.
120 DAKİKA DURDULAR, 180 SANİYE İNANILMAZ OYNADILAR
The Independent gazetesi de Türk milli takımının 120 dakika durup, 180 saniye Avrupa Kupası 2008'de görülmüş en ''inanılmaz futbolu'' sergilediğini, Biliç'in takımının sinirlerinin çökmesinden sonra Türkiye'nin maçı penaltılarla kazandığını yazdı.
Hırvatlar'dan ''sahanın her yerinde düşmüş askerler gibi yatıyorlardı, bize de 'gerçekten bütün bunlar oldu mu' diye düşünmek kaldı'' diye söz eden yazar, ''her şey sonunda başladı. Drama Hırvatistan'ın golüyle bitmedi. Türkler İsviçre ve Çek maçlarından sonra üçüncü geç gelen golü buldu. İngiltere fatihleri turnuva dışına gitti. Biliç çıldırdı, Türk futbolcular ise Terim'in üstüne atlamış sevinç gösterileri yapıyordu. Kimin inisiyatifi ele geçirdiği belliydi. Hırvatların donmuş yüzlerini gören kimse penaltılarda onlara bir penilik bahis bile oynamazdı'' görüşünü vurguladı.
Stadyumdaki herkesin Türkiye'nin beraberlik golünün ardından Hırvatistan'ın kaderinde galibiyetin bulunmadığını adeta hissettiğini de vurgulayan Independent yazarı, ''Ya Türkiye? Kendi ülkelerinin dışında pek azı bilinen bir grup futbolcu kendilerini bir başka yarı finale taşıdı, 2002'de de dünya kupasında aynısını yapmışlardı. Türkiye belki Avrupa 2008'in son dördünde futboluyla ışıldamıyor, ama kimse son düdük çalana kadar onların üstünü çizemez'' dedi.
FATİH TERİM'E İMPARATOR DİYORLARDI, ŞİMDİ NE DİYECEKLER?
Daily Mail gazetesi de Türkiye'nin ilk kez Avrupa kupasında yarı finale çıktığını hatırlatırken, Fatih Terim'in ''imparator'' lakabıyla tanındığını belirtti ve ''bu başarının ardından bakalım şimdi nasıl bir onur unvanı bahşedilebilecek?'' diye sordu.
Gazete, Türkiye'nin macerasının Basel'de Almanya karşısında sona ereceğini de öne sürerken, ''Çünkü cesaret adına sahip olduklarına, gerçek yetenek adına sahip değiller. Onlar son sekiz takim içinde en kötü olanı ve bir kez daha bu kadar şanslı olmaları düşünülemez. Almanlar'a karşı değil, hele iş penaltılara kalırsa'' iddiasında bulundu.
The Sun gazetesi de ''Türkler dalgasını geçiyor'' derken, ''Nasıl olup da bunu hep başarıyorlar?'' sorusunu sordu. 2008 Avrupa Kupasında Türk milli takımının üçüncü kez ''ölüp dirildiğini'' yazan gazete, ''ama bu kez gerçekten inanılmazdı'' diye yazdı.
''Bu macera gerçekten de Almanya karşısında yarı finalde sona ermeli'' diye yazan Sun gazetesi, Terim'in pek çok sakat ve cezalı oyuncusu olduğunu hatırlattı. İngiltere fatihi Hırvatların işi penaltılara bırakmamış olması gerektiğini belirten ve ''Türkleri penaltılara kalmadan gömmüş olmalıydılar'' görüşünü savunan gazete, yorumunu, ''Şimdi hepimiz biliyoruz ki, Türkiye söz konusuysa maç gerçekten bitene dek, hiçbir şey bitmiş sayılamaz'' diye tamamladı.
|
|
|
|
|
38
|
Spor / Türkiye / Bilic'ten Terim'e sus işareti
|
: Haziran 21, 2008, 10:04:02 ÖÖ
|
Heyecan fırtınası sürerken iki teknik adam arasında da gergin anlar yaşandı... Bilic, bir pozisyonda Terim'e sus işareti yaptı...
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda oynanan Hırvatistan - Türkiye karşılaşmasında, teknik direktörler arasında ufak bir gerginlik yaşandı.
Türk Milli Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim tepkisini gösterdiği bir pozisyonda, Hırvatistan Milli Takımı Teknik Direktörü Bilic'ten 'sus' işareti gördü.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Bu arada Euro 2008 B Grubu'nda oynanan Avusturya - Almanya karşılaşmasında, teknik direktörler Josef Hickersberger ve Joachim Löw tartışınca, hakem tarafından tribüne gönderilmişti.
SEMİH'TEN EN ANLAMLI CEVAP Fatih Terim'e sus işareti yapan Hırvat teknik adama, en anlamlı mesajı Semih Şentürk verdi. Maçın 120. dakikasında Hırvatlar'ı çökerten Semih, yaptığı 'sus' işareti ile anlamlı bir gönderme yaptı.
|
|
|
|
|
39
|
Spor / Türkiye / Milli Takım'da en çok kim koştu?
|
: Haziran 21, 2008, 10:03:12 ÖÖ
|
|
Bu zafer kolay alınmadı. Tüm takım dün akşam sahada tam 132 km. koştu... En çok koşan oyuncu ise 14.22 km. ile bakın kim? A Millilerimiz dün akşam canlarını dişlerine taktılar. 1 saniye bile maçı bırakmadılar. Ve son saniye golünün ardından gelen penaltılarla Türkiye'yi yarı finale taşıdılar...
Bu sonucu almak için Millilerimiz Hırvatistan karşılaşmasında toplam 131.7 kilometre koştular... En çok koşan oyuncu 14.22 kilometreyle Hamit olurken, onu 13.96 kilometreyle Tuncay izledi. Üçüncülük ise 13.09 ile Hakan Balta'nın...
İşte oyuncuların maç boyunca koştukları kilometre:
RÜŞTÜ 6.26 km
HAKAN BALTA 13.09 km
GÖKHAN ZAN 12.27 km
MEHMET TOPAL 8.92 km
NİHAT 11.63km
ARDA 13.76 km
EMRE AŞIK 11.97 km
TUNCAY 13.96 km
KAZIM 6.84 km
SABRİ 12.99 km
HAMİT 14.22 km
SEMİH 5.27 km
GÖKDENİZ 0.52 km
|
|
|
|
|
40
|
Spor / Türkiye / Yazarlar tarihi zaferi yazdı
|
: Haziran 21, 2008, 09:46:17 ÖÖ
|
|
Milliler, Hırvatlar karşısında bir mucizeye daha imzasını attı.. Spor yazarları müthiş zaferi köşelerini böyle taşıdı... Türkiye Euro 2008 çeyrek finalinde Hırvatları saf dışı bırakırken yine bir destana imzasını attı.. Tüm dünyanın şaşkınlıkla izlediği Ay-Yıldızlı ekibimiz için spor yorumcuları köşelerinde şunları yazdı...
RIDVAN DİLMEN (TERİM'İN HAMLESİ) -MİLLİYET
Turnuvanın bence en iyi topunu oynadık. İlk yarının ve uzatmaların tamanında, ikinci yarının son 10 dakikasında çok organize bir futbol ortaya koyduk, Hırvatları kendi sahalarından çıkarmadık.
Şöyle bir geriye dönüp bakalım. Gökhan Zan sakatlandığı için Hamit Altıntop’u sağ bek oynatmak zorunda kalıyorsunuz. Daha sonra kilit oyunculardan Emre Belözoğlu sakatlanıyor. Sonra Aurelio ve Volkan cezalı duruma düşüyor. Hiç şüphesiz sakatlıklar ve kartlar açısından turnuvanın en şanssız takımıyız.
Çok formda olan Hırvat takımına maçın ilk yarısında organize sadece bir tek pozisyon verdik. Onun dışındaki cılız pozisyonları savunmadan çıkarken kendi yaptığımız basit hatalar yüzünden kalemizde gördük.
İkinci yarıda Hırvatlar etkili gelirken, çok kişinin aklından bile geçirmeyeceği bir şeyi Fatih Terim uyguladı ve ikinci forveti oyuna soktu. Böylece defans yaparak değil, hücum ederek rakibi durdurmayı düşündü. Bu cesur düşüncesinde hem başarılı oldu, hem de uzatmaların tamamını iyi oynadı.
Öyle bir dakikada gol yedik ki, tam altı oyuncumuz yerde yatıyordu. İşte tam bu anda Gökdeniz ve Rüştü’nün aklına daha önceki maçlar geldi, hepsini kaldırdılar. Golde soru işareti olsa da, bana göre takımın en iyisi Rüştü, Hırvat kontratağında öylesine sakin ve isabetli oynadı ki, bu işlerin adamı Semih, galibiyeti fazlasıyla hak eden Fatih Terim ve takım arkadaşlarının emeğini boşa çıkarmadı. Galibiyeti kesinlikle Hırvatlar’dan daha fazla hak ettik. Bu mutluluğu Türk insanına yaşatan teknik heyet ve oyunculara teşekkür etmeliyiz.
AHMET ÇAKAR (OKUNMUŞUZ) -SABAH
İddia ediyorum Dünya çapındaki hiçbir turnuvada, 100 yıllık futbol tarihinde hiç bir takım bizim kadar şanslı olmamıştır. Arka arkaya oynadığımız son üç maçı son saniyede attığımız gollerle ya alıyoruz, ya da dün geceki gibi penaltılara taşıyoruz. Kim ne derse desin, Avrupa şampiyonasında aldığımız bu başarılı sonuçların tek sebebi futbolcular olamaz. 3-5-2, 4-4-2 gibi reel nedenler de olamaz. Bunun adı Allah'ın lutfu ise Allah'ın lutfudur. Bunun adı mucize ise mucizedir. Ama Türkiye bu rüzgarla, bu mistik güçlerle nereye kadar gidecek kestiremiyorum.
Düşünebiliyor musunuz, tek gol pozisyonumuz var o da 121. dakikada Semih'in vurduğu şut, o da gol oluyor. Maç boyu fevkalade oynayan Rüştü 118. dakikada kendine hiç yakışmayacak şekilde müthiş hatalı bir gol yiyor ama penaltılarda takımı kurtaran isim oluyor. Adeta futbolun ilahları bize önce eşeğimizi kaybettirip, sonra bulduruveriyor.
NE MUTLU BİZE DEĞİL Mİ? Çok ilginçtir ki, 118. dakikada golü yediğimizde Türkiye'de birçok insan hala umudunu kaybetmemiştir. Çünkü biz belli güçlerin himayesinde müthiş bir haziran ayı geçiriyoruz. Penaltılara geçtiğimizde en işi şutörümüz Nihat sakatlanmış, ama yine kimsede umutsuzluk yok. Zaten 122. dakikada Semih golü attığında 100 yıllık futbol istatistikleri penaltılarda da maçın Türkiye tarafından kazanılacağını bizlere hissettirdi. Dünya sizler bu satırları okurken yüzlerce ülkede bizi konuşacak. Futbolumuzu konuşacak, oyuncularımızı konuşacak ama herhalde en önemlisi tüm dünya "Şanslı Türkler" diye bahsedecek. Ne mutlu bize değil mi? "Anneannesi Hırvat" dediler, Rosetti'yi yıprattılar. Maç boyunca da kötüydü. İlk yarıda Tuncay'a yapılan net penaltıyı vermedi. Ama Rosetti de mistik güçlerin etkisindeydi. 15 dakikalık son bölümü neredeyse 2 dakikaya yakın uzattı ve Semih'in golü geldi. Aslında uzatmayabilirdi. Ama dedik ya, biz şanlı Türkleriz. Şimdi sırada Almanya var. Cezalı ve sakat oyuncular nedeniyle belki de liberoda Fatih Terim ve Müfit hoca oynayacaklar. Ama artık teknik, taktik falan yok. Biz yola çıkmışız, bir şeyler bizi iteliyor.
LEVENT TÜZEMEN (HELAL OLSUN SİZE) -SABAH
Avrupa bu Türk Milli Takımı'nın cesaretini, ruhunu, inancını ve zaferini uzun yıllar unutmayacak. Yaptığı mücadeleye saygı duyacak. Bir Türk gazetecisi olarak bu mutluluğu yaşadığım için gurur doluyum. 70 milyonluk Türkiye'ye büyük mutluluk yaşatan Milli Takım'ı hocasından futbolcusuna ve yöneticisine kadar kutluyorum. Türkiye sizinle gurur duyuyor.
"Büyük lokma ye büyük konuşma" diye boşuna dememişler. Viyana'yı istila eden Hırvatlar, "Almanya sana güle güle" diye bağırıyordu . Türkiye'yi elediklerini düşünüyorlardı. Ama Türk'ün inancını ve gücünü tanımıyorlardı.
KALAN SAĞLAR BİZİMDİR Hırvatlar'ın hocası Biliç'i bu kez 2. Jean Paul'un madalyonu bile kurtaramadı. 70 milyonun inancı ve duaları Türk Milli Takımı'na itici güç olup başarıya taşıdı.
Milli Takım "Kalan sağlar bizimdir" felsefesiyle kurulmuştu. İlk 15'te Hırvat alanından çıkmadık. Israrla yerden ayağa pas oynuyor, top rakibe geçtiğinde hemen önde pres koyuyorduk.
Gökhan'ın uzun top oynama sevdası, Sabri'nin riskli pasları Hırvatlar'ı cesaretlendirdi. İkinci 15'te kalemize hapsolduk.
Modriç'in ortasında Oliç'in topu üst direğe nişanlaması şansımızdı. Tuncay ve Topal'ın iyi oyunları sayesinde üçüncü 15'te oyunun kontrolünü elimize geçirdik. Hamit-Tuncay-Arda üçlüsü orta alanda akıllı top kullanıyordu. Ama final paslarının şiddetini ve zamanlamasını ayarlayamıyorduk. İkinci yarıya Rüştü'nün hatasıyla az daha gol yiyerek başlıyorduk. Hırvatlar yine Sabri'nin kanadından bindiriyordu.
SIRADA ALMANYA VAR Terim'in Kazım'ı çıkarıp Uğur'u alması doğruydu. Petriç'in oyuna girmesi Hırvatlar'ı toparladı. Çok baskı yiyorduk. Topal'ı çıkarıp Semih'i aldı. Son 10 dakikadaki Hırvat baskısına ve Srna'nın korkutan frikiklerine Rüştü'nün başarılı kurtarışlarıyla dayandık.
Kalpleri durduran bir uzatma izledik. Tuncay ve Semih'le golün kıyısından geçtik. İkinci uzatmada Hırvatlar tükenmişti ama 119'da Rüştü'nün hatasıyla golü yiyip yıkıldık. Çıkmamış canda umut vardır sözü gibi uzatmanın uzatmasında mucize golcü Semih'le maçı penaltılara taşıdık Ve bu moralle penaltılarda Hırvatlar'ın canına okuduk. Sırada Almanya var. Bu çocuklara güvenin.
MUSTAFA DENİZLİ (TARİH BÖYLE YAZILIR) -MİLLİYET
Tarih yazılır mı, okunur mu? Hem yazılır, hem okunur. Türk Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası finallerinde tüm ulusu şaşkına çevirmeye devam ediyor. Bundan sonra da devam edecek.
Esasında bu maçın oluşumunu, gelişimini son yazımda bir parça ortaya koymuştuk. Şimdiye kadar oynadığımız maçları bitirdiğimiz kadro dün başladığımız kadroydu. Türk Milli Takımı bu oyuncularla ancak bu oyunu oynayabilir.
Düşünebiliyor musunuz, Gökhan Zan ve Emre Aşık dışında gerçek manada takımda defans oyuncusu kalmamış. İşte Türkiye, turnuvanın başından bu yana söylediğimiz ve yazdığımız gibi ofansif aksiyonları çok fazla orta saha oyuncularından kurulduğu zaman turnuvanın iyi takımlarından biri olan Hırvatistan önünde neler yapabileceğini gösterdi.
Dün akşam 120 dakikanın sonunda ayakta kalan bizdik. Birincisi defansımızı kalemizden uzak tutarak Hırvatistan’ın çabuk adamlarına etkili olma fırsatı bırakmadık. Bu maç bana esasında 2002 Dünya Kupası’nda oynadığımız Senegal maçını çağrıştırdı. Grupta Almanya’yı yenen Hırvatistan, 2002’de Fransa’yı mağlup eden Senegal gibi bir psikoza girdi ve onlar da bamyayı yedi!
Deplasmanda kazandık Viyana’da yaşadığımız bizim için hakikaten muhteşem bir olaydı. Bir defa inanılmaz mücadele ettik. Bu kadar hücum adamıyla önde nasıl defans yapılırı gösterdik.
Hırvatistan “Kazandım” dediği maçı kaybedince daha doğrusu berabere bitirince, mağlubiyetten daha büyük bir şoka girdi. O ruh halindeki oyuncuların penaltı atma şansı yoktu, zaten atamadılar.
Bu zafer Türk insanın bugün yaşaması gereken, doya doya içmesi gereken bir zaferdir. Bu maçın Milli Takımımız için hangi taktikle oynandığını bilen biri varsa çıksın, söylesin. Turnuvanın başından beri söylüyorum. Türkiye bu oyun şekli ve bu oyuncularla başarıya gider. Bu oyunun yıldızları sonradan girenler olur diye düşünmüştük, fazla bir değişiklik olmadı. Rüştü için düşüncelerimizi belirtmiştik, bir farklılık yaşanmadı.
Maçta öyle bir anda gol yiyorsun ki, bütün yazacaklarını unutuyorsun. Öyle bir dakikada gol atıyorsun aklında, beyninde ne varsa hepsi gidiyor. Gitmeyen bir tek inanç vardı.
Esasında şimdi kim ne yazar, ne söyler bilemiyorum. Ama Türk Milli Takımı’nın, Portekiz maçından sonra öyle bir gelişi var ki şu an bizim takımın ruh halinde hiçbir ekip yok. Bu Almanya, Türkiye’yi rahat geçerim diye düşünebilir mi? Mümkün değil. Bu Almanya, Hırvatistan’dan çok mu iyi, asla. Bu takım bu yolu kısaltmayacak, uzatacak.
MEHMET DEMİRKOL (YERDEN KALDIRANLAR) -MİLLİYET Rüştü’nün büyük hatasıyla uzatmanın son iki dakikasında geriye düşmüş ve her şey bitmişken buna inanmayanlar vardı. Birçok oyuncumuz yere yatmış mağlubiyetle yıkılmışken başta Hamit, yerdekileri ayağa kaldıran bu oyun daha bitmedi diyenlerin zaferi bu... Bu şampiyonanın tarih boyunca hatırlanacak bir organizasyona dönüşmesi işte bu oyuncuların eseri...
Semih’in attığı gole şu an maç bittikten sonra dahi inanmak zorken buna inanan bir kaç devi kalbimize yazdık. Sahaya 16 kişi çıkabilen, sakatlıklar ve cezalılarla erimiş bu takımı hayatta tutanlara şükran borçluyuz. Bu şampiyonayı şampiyona yapan ne Hollanda’nın futbolu, ne İspanya’nın yıldızları, ne de başka bir şey... Bu Dünya Kupası’nda üçüncü olmaktan, kupa kaldımaktan, her şeyden daha büyük... Üç Avrupalı’yı böyle geri düşüp böyle Hollywood senaryolarıyla eleyen Türkiye bu şampiyonaya ruhunu verdi. Dünya sadece onları alkışlıyor. Bu oyunun taktiğini anlatmak mümkün değil... Çünkü, mesela böyle hızlı rakip kaleye inebilen teknik oyunculara karşı ön liberosuz 50 dakika oynayabildik. Bunu modern futbolun prensipleriyle örtüştürebilmek olanak dışı...Sadece bu örnek de neyi nasıl başardığımızı anlatıyor.
UĞUR MELEKE (SAĞOLUN ÇOCUKLAR) -MİLLİYET
Çek maçında üçüncü golü attığımızda yanımdaki Japon gazeteciler benden daha yükseğe sıçramışlardı. Hayatımda ilk kez gördüğüm Tunuslu ile sarmaş dolaş olmuşuz, farkında bile değildim. Türkiye gerek 2002’de gerekse burada “öteki Dünya”nın temsilcisi ve sesi oldu biraz da... Türkiye yalnızca Türkiye değil burada... Asla yalnızca Türkiye değil... O yüzden bu aşamadan sonra kupayı kazansak da kaybetsek de, yeryüzünün 4’te 3’ü için ürettiğimiz kahramanlık hikâyeleriyle görevimizi yaptık zaten, fazlasıyla yaptık...
Hamit, Hamit, Hamit Bilic, ilk maçta faydalanmadığı Pranjic-Rakitic ikilisinin soldaki uyumunu geliştirmesi gerektiğini biliyordu ve Polonya maçında aslardan sadece bu iki oyuncuya şans vermişti. Dün gece de Hırvatlar’ın en önemli hücum planı o kanattan yaptıkları bindirmelerdi. Direkten dönen top dahil neredeyse bütün pozisyonları oradan üretildi, ama biz bu iki hücumcu sol kanat oyuncusunun verdiği açıkları değerlendirme konusunda eksik kaldık, çünkü Kazım dünya sempatiği anneciğinin söylediği iki kişilik değildi dün gece, hatta bir bile değildi sanki... Kazım’ı çıkarıp sağa Arda, sola Uğur’u almanın da çok faydalı olduğunu söylemek zor, zira Arda da sağda kayıp bir 50 dakika geçirdi.
Ama Milli Takıma kazandırılan Amerikalı kondisyon takviyesinin hakkını teslim etmemiz lazım... Belki turnuvanın rekor sayıda sakatına sahibiz, lâkin 30 uzatma dakikasında ortaya koyduğumuz enerji inanılır gibi değil... Üstüne bir de Euro 96’dan beri oynadığımız 14 turnuva maçının 14’ünde de “14 14’lük” oynamış Rüştü’nün, 3 maç yedek bekledikten sonraki telafi performansını ekleyin. Kazım belki “Kazım Kazım” değildi dün gece ama, Rüştü, “Rüştü Rüştü”ydü; Hamit, “Hamit Hamit Hamit”ti Ernst Happel’de... Sağolun çocuklar... Sağolun, çok sağolun..
GÜRCAN BİLGİÇ (PES ETMEYEN MUCİZE ADAMLAR) -SABAH
Futbolcularımız sahaya koşarak değil, yarattıkları mucizelerin omuzlarında çıkıyordu. Hırvatların Avrupa'nın tüm devlerine meydan okuyarak geldikleri noktaya, kalplerini koyarak geldiler. Ve dünkü 90 dakikada "mucizeyi" kulübede, gerektiğinde kullanmak üzere oturtuyorlardı. Maçı dengede tutmak ilk plandı.
BİZDEN FARKLARI YOK Önceki üç maçta da olduğu gibi yine takım düzenimiz, ilk onbir dizilişimiz, görev anlayışımız değişmişti. Bunda sakatlıkların ve cezalı oyuncularımızın da etkisi vardı. Hamit ve Tuncay orta saha oynuyorlardı. Çıkana kadar Kazım'ın, ve maç içinde Nihat'ın ne oynadığı belli değildi. Bu kez gözü kara olmak yerine, 'düşün-taşın' aktivitesi içindeydik. Kontrollü oynuyorduk. Hırvatların bizden farkı neydi? Yoktu kısacası. Onların gözünde korku dağları, "Aman bir yanlışlık olmasın" hesapları vardı. Geriden gelip, kazanmayı başaranların son kurbanı olmamak adına, biraz da riske girmeden oynamayı tercih ettiler.
KULÜBEDEKİ 'MUCİZE' Ama 90 dakikayı damgalayan direkte patlayan bir pozisyonları ve Rüştü'ye takılan müthiş bir frikikleri vardı. Biz Mehmet Topal'ın 35 metreden gönderdiği füze ile avunduk. İkinci pozisyonu arayıp bulamayıp, yine avunduk. Semih'in oyuna girişi, geç gelen bir doğruydu. Aslında Semih'in kulübede oturan 'mucize' olduğunu öğrenecektik ilerleyen dakikalarda. Uzatmaları yine elimizde tutup, rakibe açık vermeden oynamaya çalışırken, 119'da öne geçti Hırvatlar. Yere yıkılan arkadaşlarını Hamit ile Tuncay kaldırmaya çalışıyordu. "Durun, daha bitmedi" diyecek kadar çılgınlık vardı kafalarında.
HEPSİNE HELAL OLSUN Ve bunu 119. dakikada gelen golün sevincini şimşek hızıyla yaşayan şımarık teknik adam Bilic'in cebine, aynı hızla sokacak kadar da ileri gittiler. Çek maçını yorumlarken, "Bizim alnımıza yazılmış bir yolumuz, dualarımızla kutsanmış bir de formamız var" demiştim. Kucaklanmayı böylesine hak eden, böylesine alınlarından öpülesi bir takımımız var. Onlar 'pes' etmiyorlar. Onlar, 'mucize' adamlar. Onlar bizim takımımız. Hepsine helal olsun.
KAZIM KANAT (ŞİMDİ KONUŞUN TERİM'İ) -SABAH
Bu maçın teknik analizini yapmayacağım. Yaparsam Fatih Terim'in bir dolu çılgınca yanlışlıklarını yazmak zorunda kalacağım. Sadece tek kelime yazayım: 'Takımın tek ön liberosu Mehmet Topal'ı çıkartıp santrafor Semih Şentürk'ü almasının hiçbir teknik yorumu yoktur. Bunun adı çılgınlıktır.... Ama futbol işte böyle bir şey. Terim'in bu yanlış yorumu doğru bitti. Topal'ın oyundan çıkmasıyla Ulusal Takım ön liberosuz oynadı. Bu bölgenin sorumluluğunu neredeyse Tuncay Şanlı tek başına aldı. Hem oyun kurdu hem takımı hücuma çıkardı. Şentürk de oyuna girdikten sonra kendini hep gizledi. Bir kez sahneye çıktı o da herşey bitti diye diz çöküp ağladığımız an 70 milyonu güldürdü. Ne güldürmesi canım 70 milyona hayat verdi hayat. Oysa bundan 1 dakika önce kendi ayağımızdaki topu Hırvatlar'a armağan ettik. O top geldi olmayan pozisyonda gol oldu. Olacak şey değil. Bu goldeki en büyük hatayı Rüştü Rençber gibi bir büyük usta yaptı. Hem de ne hata. İşte bu noktada özel bir paragraf açayım. Bu maça damgasını vuran oyuncu kaleci Reçber oldu. Kalede duruşu ve kurtarışıyla Türkiye'yi şimdiden Avrupa'nın 4 büyük takımından biri yaptı.
POZİTİF ENERJİ VERELİM Tekrar başa dönelim... İtalyayan hakem dürüst ve namuslu olsaydı Tuncay Şanlı'nın pozisyonuna penaltı verir maçı da çözerdi. Açıkca Hırvatlar'ı korudu. Peş peşe gösterdiği sarı kartla Türkiye'nin yolunu kesmek istedi, ama kesemedi. Şimdi... Fatih Terim'i eleştirenler susmak zorunda. Maçtan önce 'Topal Karınca' ol dediğim Fatih Terim takım tertibi ve sistem konusunda maçı kazanmak için çok şey yaptı. Çok doğrusu da vardı çok yanlışı da vardı. Ama kazanan haklıdır. Şimdi Terim'i eleştirme günü değil. Terim'e pozitif enerji verme günüdür.
|
|
|
|
|