Başbakan Anayasa'yı dikkatli okumalı : Sağlıklı bir çevrede yaşamayı talep etmek anayasal bir hak ve görevdir
Türkiye — Sayın Başbakan Erdoğan’ın Rize’deki konuşmasında “Boş vakitlerinde çevreciler” demesi şaşırtıcı olduğu kadar Türkiye’nin Başbakanı’nın kendi ülkesinin topraklarının, havasının ve denizlerinin korunmasına ve kendi halkının sağlığına verdiği önemi gösteriyor.
Tüm bunların yanısıra, az kaynakla büyük çevre çalışmaları yürüten sivil toplum kuruluşlarının, yüzyılın en korkunç çevre felaketi olan iklim değişikliği konusunda hala gerekli adımları atma kararalılığını gösteremeyen hükümet ve başbakan tarafından “boş vakitlerinde çevreci olmakla” itham edilmesi kabul edilemez. Zira Başbakan, Birleşmiş Milletler toplantısında “İklim değişikliğinin insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük çevre sorunu olduğunu” söylemiştir. Bu bakımdan, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele için yenilenebilir enerjilere yatıracağı paraları, nükleer ve termik santrallere kaydırması mı çevreciliktir?
Sinop’ta yapılması planlanan nükleer araştırma merkezi ve Mersin Akkuyu’da yapılacağı açıklanan nükleer santral projeleri ile çevre konusunda alınabilecek en korkunç kararlar alınırken ve yenilenebilir enerjiler ile enerji verimliliği konusunda yeterli çalışmalar yürütülmezken, çevreci bir hükümet olmaktan bahsedilemez.
Greenpeace Türkiye’de 20.000 destekçisiyle daha yaşanabilir bir çevre için durmaksızın mücadele veriyor. 70.000.000 insana sorumlu olan ve vergi alan hükümet ise çevre için çok daha fazlasını yapmalıdır. Çevre hakkı Anayasa’nın 56. Maddesiyle düzenlenmiş olup, bir insan hakkıdır.
Sayın Başbakan Erdoğan’ın söylediği gibi duyarlı bir çevreci olmasını ve hükümetinin verdiği her kararın çevreye saygılı olmasını diliyoruz. Başbakan nükleer ver termik santrallerden vazgeçip, yenilenebilir enerjilere ve enerji verimliliğine yönelip, çevreciliğini Türk halkına kanıtlamalıdır.
http://www.greenpeace.org/turkey/news/rteaciklama